Tarihi Yarımadada Mutlaka Gidilmesi Gereken 7 Yer

Tarihi yarımada herkesin gezmeyi sevdiği, gitmeyenlerin ise listelerinde mutlaka var olan bir bölgemiz. Peki, tarihi yarımada neden bu kadar ünlü ve gidildiğinde hangi bölgeler gezilmeli? Yazımızda sizler için bunları anlatacağız.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında yaptırılmıştır ve tam 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu için merkez olmuştur. Böylesine uzun bir dönem için kullanılmasının ise birden fazla sebebi bulunuyor. Topkapı Sarayı gerçekten çok kullanışlı, estetik ve büyüktür. Osmanlı Mimarisini tam anlamıyla gözler önüne seren bir yapısı bulunuyor. 

4.000’ yakın insanı aynı anda barındırabilen bu saray, yıkılmadan önce 700.000 metrekarelik bir alana sahipti. Günümüzde ise bu rakam yalnızca 80.000 metrekare ancak buna rağmen Topkapı Sarayı çok büyük. Tamamını gezmek için neredeyse bir gününüzü ayırmanız gerekiyor. 

Topkapı Sarayı Abdülmecid döneminde müze gibi kullanılmaya başlamıştır. Buradaki değerli mücevherler yurtdışından gelen önemli insanlara sergilenmiştir. Hatta daha sonra bu özel eserler için cam vitrinler bile yaptırılmıştır. Günümüzde ise tamamen müze olarak kullanılmaktadır. 

Aya İrini Kilisesi 

Aslında bu kilise Topkapı Sarayı’nın içinde yer alıyor ancak ayrı bir yapı olarak kabul ediliyor. Kilise aslı bozulmadan yapılan düzenli bakımlar sayesinde günümüze kadar gelmiş. Bu kilise Konstantin tarafından yaptırıldığı için bu kadar önemli kabul edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet bu yapıyı cephanelik olarak kullanmış ve restoreleri aslını bozmadan yaptırmış. Aynı zamanda kilise bir ayaklanma sırasında yıkılarak tekrar inşa edilmiş. 

Ayasofya

Günümüzde tekrar cami olarak kullanımına başlanan Ayasofya Camii, hem Hristiyanlık hem de İslamiyet için önemli bir yere sahip. Ayasofya aynı zamanda dünyanın ilk katedrali olduğu için bu kadar önem arz etmektedir. 

İnşa edildiği süreçten bu yana tam olarak 1500 yıl geçti ancak buna rağmen Dünyanın en büyük dördüncü katedrali hala Ayasofya’dır. İçerisinde binlerce önemli eser barındıran Ayasofya, Venedikliler tarafından yağmalanmış ancak buna rağmen krallar buraya çok önem vererek taçlarını burada giymişler. 

Gülhane Parkı 

Tanzimat Fermanı’nın duyurulduğu Gülhane Parkı, Topkapı Sarayı ile normalde bağlantılı olan bir bölgedir ancak günümüzde ücretsiz olarak ziyaret edebiliyorsunuz. Artık bu park ayrı bir alan olarak gezilebilmektedir.  Bu parkta, ceviz ağaçlarının arasında yürüyüş yapmak herkese iyi gelecektir. 

Yerebatan Sarnıcı

İmparator Justinianus, Ayasofya’yı yaptırdığı gibi Yerebatan Sarnıcını ’da özenle yaptırmış olacak ki turistler ve yerli halk için çok önemli bir nokta. Bu sarnıcın amacı su depolamak ancak normal bir amaç için su depolamıyorlar. İstanbul sık sık kuşatıldığı ve halk suya ulaşamadığı zamanlarda susuz kaldığı için, İmparator Justinianus bu sarnıcı yaptırarak halkın susuz kalmasını engellemeyi amaçlamış. 

Osmanlı döneminde çok fazla ilgi görmemiş çünkü Osmanlı İmparatorluğu süresince şehir kuşatma görmedi. Ancak daha sonra gezginler tarafından bulunmuş ve restore edilerek turistik bir alan olarak açılmış. Yerebatan Sarnıcı’nın müze olarak açılmasını sağlayan ise İstanbul Belediyesi olmuş. 

Sarnıcın içerisinde aynı zamanda Medusa Başı gibi ilginç yapılar da bulunmaktadır. Sadece bir su deposu değil, sanat eserleri barındıran bir müze olarak düşünebilirsiniz. Turistler yurtdışında genellikle kanalizasyon gezmektedir ancak sarnıç çok daha temiz ve konforlu. 

Sultan Ahmet Camii

Bu cami turistler için Blue Mosque haline geldi çünkü cami mavi renkler barındırmaktadır. Caminin estetiğini sağlayan şey mavi çiniler. Çoğu insan bu camiyi de Mimar Sinan’ın yaptığını düşünmektedir ancak aslında Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından tasarlanmıştır. 

Yapılmasını isteyen padişah ise Sultan 1. Ahmet. Aslında 1.Ahmet’in amacı Ayasofya’dan daha görkemli bir yapı yaptırmakmış ve 6 minare ile Sultan Ahmet Camii’nin bunu başardığını söyleyebiliriz. 

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Bu müze tarihi eserleri sevenler için son derece uygun olacaktır çünkü içerisinde çok önemli eserler barındırıyor. Örneğin Büyük İskender döneminden kalan eserleri bile bu müzede görebilirsiniz. Aynı zamanda müze Osman Hamdi Bey tarafından yaptırılmıştır. Osman Hamdi Bey kim diye soracak olursanız; Kaplumbağa Terbiyecisi eserinin sahibi. 

Gördüğünüz gibi Tarihi Yarımada tek başına birden fazla çok önemli tarihi esere yer vermektedir. Bunların en gölgede kalanı İstanbul Arkeoloji Müzesi ve o bile tek başına binlerce turist çekebilecek yapıda.