Artık Birbirinden Ayrı Düşünülemezler: İkiz Dönüşüm Nedir?
2019 yılında Avrupa Birliği tarafından kabul edilen “Yeşil Mutabakat’” temelde iklim kriziyle mücadeleyi, 2050 yılına kadar iklim-nötr haline getirmeyi, bunun için temiz enerjiyi, sürdürülebilir çevre, sanayi, inşaat, gıda sistemlerinin geliştirilmesi gibi birçok alanda çeşitli politikalar geliştirmeyi hedefliyordu.
2020 yılına geldiğimizde ise tüm dünya Covid-19 salgınıyla mücadele etmeye başladı ve hemen hemen her alanda oldukça hızlı bir şekilde dijitalleşme gerçekleşti. Bu dijitalleşme kapanma süreçleri için bir zorunluluktu belki; ancak şu an vazgeçilmez bir durum halini aldı. Avrupa Birliği ülkeleri ise bu dijital dönüşümü yeşil dönüşümün gerçekleştirilebilmesi için bir çözüm aracı olarak gördü ve böylelikle yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümün birlikteliğini ifade eden ‘’ikiz dönüşüm’’ kavramı ortaya çıktı.
Aslında dijital dönüşümle ilgili çalışmalar çok daha öncesinde başlamıştı. 2011 yılında Almanya hükümetine sunulan Endüstri 4.0 raporunun temel dayanak noktası sanayi ve teknolojinin bütünleştirilmesiydi. Enerji arz sorunlarıyla mücadele edebilmek, jeopolitik riskleri azaltmak, Almanya özelinde nüfusun yaşlanması gibi etkenler raporun oluşturulmasındaki temel sebepler gibi görülüyordu. Amaç daha az yer kaplayan ve daha az enerji tüketen, daha az insan ile maksimum verimlilikte ve kalitede ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamaktı.
Pandemi ile beraber ise bu dijitalleşme süreci biraz da zorunlu olarak hız kazandı. Avrupa Birliği bu dönemde açıkladığı kurtarma paketlerinde bu ikiz dönüşüme hizmet eden projelere öncelik vereceğini açıkladı. Böylelikle dönüşüm sürecinin ilerleyen süreçte de destekleneceği kanaati kesinleşti.
Yeşil ve Dijital Dönüşümün Kesişmesi
Süreç aslında her türlü atık üretimini döngüsel bir modele geçirmeyi amaçlıyor. Hammaddelerin işlenerek bir ürün haline gelmesi ve ürünün tüketilmesi sonucunda atığın ortaya çıkması geleneksel tüketim modelimiz olarak görülüyor. Yeşil dönüşüm ise bu tüketim halinden üretilen ürünün kalitesinin arttırılması ile daha uzun süre kullanılması, uzayan ömrünün sonunda yeniden hammadde olarak kullanılabilir ve dönüştürülebilir olmasını amaçlıyor.
Bu noktada bazı ölçümlerin yapılması, hangi müdahalenin ne kadar etkili olduğunun belirlenmesi, etkililiğin ortaya konulması gerekiyor. Dijital dönüşümün yeşil dönüşüme katkısı, ikiz kardeşi olma serüveni de aslında bu iki süreci birden kapsıyor. Dijitalleşme ile beraber daha verimli teknolojik altyapılar geliştiriliyor. Hem yeşil dönüşüme katkı sağlayan üretim modeline kapı açılmış olunuyor hem de dönüşümün etkililiği değerlendirilebiliyor. Örneğin dijitalleşmenin de katkısıyla sensörlü bir lamba üretiliyor ve bu lambanın elektrik tasarrufu sağladığı yine dijitalleşmenin sağladığı teknolojiler ile ölçülebiliyor.
Avrupa Birliği üyesi ülkeler ticaret yaptığı diğer ülkelerden bu tarz üretim modellerine ve dönüşüm ilkelerine uymalarını istiyor ve buna uygun vergilendirme oranları belirliyor. Bu da beraberinde yaygınlaşmayı zorunlu hale getiriyor. Mesela Rotterdam Limanı’nda kullanılan yapay zeka ve diğer dijital teknolojiler gemilerin rota ve yanaşma durumlarını optimize ederek 2030 yılına kadar gemilerin karbon salınımlarını %50 oranında azaltmayı hedefliyor. Viyana’daki bir akıllı şehir projesi ise bu liman projesinden çok daha yüksek oranda karbon salınımı azaltacak şekilde tasarlandı. Tüm bu sensörler, akıllı sayaçlar, uzaktan izleme gibi özelliklerle geliştirilen ağlar verimliliği maksimuma, tüketimi ise minimuma getirebiliyor.
Bir araştırmaya göre bu tarz dijital teknolojilerin kullanılması ve çoğaltılması ile 2030 yılına kadar küresel karbondioksit salınımında %30’a varan bir azalma sağlanabileceği belirtiliyor.
Tüm bunların temelinde odaklanmamız gereken nokta ise şu: Eğer henüz eşi ve benzerini bulamadığımız dünyamızın yaşamına devam etmesini istiyorsak küresel ısınmayı durdurmamız gerekiyor. Küresel ısınmayı durdurmak için karbon ayak izimizi azaltacak, döngüsel, ürünlerin uzun süre kullanıldığı ve dönüştürülebildiği bir üretim ve tüketim modeline geçmemiz gerekiyor. Bu modeli desteklemek için ise dijitalleşme bir hayli işlevsel bir araç. Öte yandan bu teknolojilerin geliştirilmesi için nitelikli bir insan gücüne ihtiyaç duyulduğu da unutulmamalı.